Temel Fotoğrafçılık semineri ders notları – Fotoğrafta Işık ve özellikleri

IŞIK

yüksel altun topkapı sarayı

Her sanat biçiminin kendine özgü ifade araçları vardır. Fotoğrafınki de ışıktır. Fotoğraf, doğrudan ışıkla yaratılır ve onsuz çaresizdir. Fotoğraf, ışık ile yazma, ışıkla çizme sanatıdır. Varoluşunu ışığa borçludur.

Işık, maddenin fiziksel yapısı içindeki bir atomik iç reaksiyon sonucunda meydana gelen ve yayılan bir enerji biçimidir. Bir kaynaktan her istikamete olmak üzere doğrusal olarak bir dalga hareketi ile yayılır. Bu dalga hareketinin en önemli karakteristiği dalganın boyu ve frekansıdır. Dalga boyu, dalga hareketini ifade eden sinusoidal eğrinin komşu iki tepe noktası arasındaki mesafe, frekans ise belli bir noktadan saniyede geçen dalga sayısıdır. Dalga boyu ve frekans yayılma hızını oluşturur. Yayılma hızı, uzay boşluğu ve az yoğun ortamda saniyede yaklaşık 300 bin kilometredir.

Işığın fotoğrafı ilgilendiren dört temel özelliği vardır.

a) PARLAKLIK: Işığın şiddetinin / yoğunluğunun bir ölçüsüdür. Pozometre ile ölçülür, pozlandırmayı, dolayısı ile kameranın elde mi, sehpada mı kullanılanacağını belirler. Rengi ve fotoğrafın atmosferini etkiler. Parlaklık, karlı alanların parlaklığından, yıldızsız bir geceye kadar geniş limitler içindedir. Parlak ışık daima keskin, sert ve kaba sonuç verir. Zayıf ışık ise büyülü sonuçlar verebilir. Parlaklık seçimi ile fotoğrafçı konusunun duygu yükünü ve havasını da denetim altına alabilir.

Dışarıda ışık çok yoğun ise geniş diyaframla sınırlı netlik ve optimum enstantane kullanıldığında fotoğraf fazla poz alacaksa bir ND gri filitre yardımı ile parlaklık ayarlanabilir, veya alternatif olarak ışık şartlarının değişmesi beklenebilir.

Konu ile ışık arasındaki uzaklık, ışığın şiddetini belirler. Stüdyoda, konu planındaki parlaklık, ışık kaynağı konu mesafesi ile ayarlanabilir.

b) YÖN: Işığın yönü, fotoğrafçıların en kolay ve etkili olarak kullanabileceği özelliğidir. Işığın yönü, oluşan gölgenin pozisyonu ve uzunluğunu belirler. Temel olarak 5 yönden söz edilebilir.

1- Cephe ışığı : Işık kaynağı az veya çok kameranın arkasındadır. Kontrast, daha düşüktür. Fotoğraf için bir avantaj sayılabilir. Cephe ışığı en düz ve basık etkiyi verir. Çünkü gölgeler tamamen veya kısmen objenin arkasındadır. Doğru renkler için tavsiye edilse bile bu ışıkta hacim ve derinlik etkisinin minimal seviyede olduğu bilinmelidir.

2- Yanal ışık : Işık kaynağı konunun yan tarafındadır. Konumuzun sağ ya da sol yanından aydınlanması durumudur. Üç boyutluluk izleniminin ve renk veriminin iyi olması için sıkça başvurulan bir aydınlatma şeklidir. Üçüncü boyutu ortaya çıkardığı için en fotografik aydınlatma türüdür.

3- Ters ışık : Işık kaynağı az veya çok konunun arkasındadır. Konumuz arkadan aydınlanır, gölgeler kameraya doğru uzar. Diğer aydınlatma şekillerine göre konu kontrastı yüksektir. Bu özelliği ters ışığın fotoğraf için çok uygun olmadığını gösterir. Diğer taraftan bütün diğer aydınlatma şekillerine göre daha inandırıcı bir mekan ve derinlik hissi verir. Ters ışık kullanımı zor, fakat iyi kullanıldığında olağanüstü güzellikler ve ifadeler dünyasının kapısını aralar.

4- Tepe ışığı : Işık kaynağı az çok konunun üzerindedir. Diğer aydınlatma şekillerine göre en az fotografik olan ışıktır. Çok sert ve kısa gölgeler oluşturduğu için hiç etkileyici değildir. Gölgeler küçük ve derinlik ifadesi veremeyecek şekilde görüntüde yer alır. Zorunlu olmadıkça kullanılmamalıdır.

Dışarıda bu, tipik öğle güneşidir. Fotoğrafa yeni başlayanlarca parlak ve güzel bulunduğu için tercih edilir. Deneyimli fotoğrafçılar, dış çekimler için uygun zamanın, güneşin nisbeten alçakta olduğu sabahın erken ve öğleden sonraki geç saatler olduğunu bilirler.

5- Alttan ışık : Az çok konuların alttan aydınlatıldığı ve doğada mevcut olmayan bir aydınlatma şeklidir. Reklam çekimlerinde özel amaçlar için kullanılır.

c) RENK:

Renk ışığın meydana getirdiği ruhsal ve fiziksel bir olaydır. Etkisi, renk duygusu anlamında üç faktöre bağlıdır.

1. Düşen ışığın spektral kompozisyonuna,
2. Rengi geçiren veya yansıtan meddelerin moleküler yapısına,
3. Bizim renk alıcımız göz ve beynimize.

Renk ışıktır. Işık olmayınca en renkli objeler bile rengini kaybeder ve siyah görünür. Gün ışığında beyaz bir bina beyazdır, gece kırmızı ışıkla aydınlanınca kırmızı, mavi ile aydınlatılınca mavi görünür. Binanın rengi, onu bize gösteren ışığın rengine bağlı olarak değişir. Fotoğrafçılık için ışığın rengi çok önemlidir.

Işık bir radyasyon kaynağından yayılır ve homojen değildir. Gün ışığı çeşitli türden ışıkların karışımıdır. Görünen spektrumda dalga boyu 380 ile 780 milimikron arasındaki titreşimlerin karışımı beyaz ışığı verir. İnsan gözü tek tek spektral komponentleri ayırt edemez. Bu fotoğraf bakımından önemli bir husustur. Çünkü insan gözü, karışımı farklı olan ışıkları dahi beyaz ışık gibi görür. Ancak bu ışıkları, makinemiz tarafından gerçek renkleriyle görülür. Bu durum farklı ışık kaynaklarının farklı renk sıcaklıklarına sahip olmalarından kaynaklanmaktadır. İnsan gözü, bu ışıkları beyaz ışıktan ayırt edemediğine göre, mevcut ışığın uygun olup olmadığına nasıl karar verebilir? Bu nedenle fotoğrafçılar, ışığın niteliğini ölçebilecek bir alete muhtaçtırlar. Gelen ışığın rengine ilişkin bu ölçüm Kelvin skalasına göre yapılır.

Kelvin skalası
Kelvin gelen ışığın renk sıcaklığını santigrat cinsinden ölçmüştür. Bu ölçüm mutlak sıfır (-273 C) dan başlamaktadır. Kızdırılmış bir demirin kırmızı ışık yaymaya başladığı sıcaklık 100 C yani 1273 K derecesidir. Verilen herhangi bir ışığın renk sıcaklığı, adına “kara cisim radyatörü” (black body radiator) denilen cismin belli sıcaklık derecesine kadar ısıtıldığında aldığı renge bakarak belirlenir.

Terminolojide sıcak renk denince spectrumun kırmızı tarafı soğuk renk denince mavi tarafı düşünülür. Oysa renk sıcaklığı bahsinde fizik bilimi tarafından tam tersi bir durum söz konusudur. Kırmızı denince 1000 C, mavi denince de 20,000 C renk ısısı kastedilir..

Renk nasıl oluşur?
Renk birçok farklı yoldan elde edilir. Bunlardan bazıları aşağıda açıklanmıştır.

1. Emilme: Maddeler ve renk pigmentleri bu yolla görünürler. Toprağın kırmızısı, bitkilerin yeşili gibi doğal objelerin renkleridir. Bu renkler ışığın yutulmasıyla oluşur. Bu nasıl olur? Spektrumun bütün renklerini içeren beyaz ışık bir obje üzerine düşer. Bazı renkleri temsil eden dalga boyları yüzeyi delerek içeri girer ve yutar. Diğer renkleri temsil eden diğer dalgalar yansır ve renk duygusu uyandırır.

2. Difüz yansıma: Renk oluşturan tipte yansımadır. Işığın yüzeyden belli bir derinliğe inmesi, spektrumun belli bir bölümünün yutulması diğerinin yansıması ile olur. Yansıyan yüzeyin rengini verir ki, buna difüz yansıma denir.

3. Kuramsal yansıma: Işık, madde tarafından seçici bir yutulmaya uğramaz. Başangıçtaki spektral kompozisyonunu, yani beyazlığını korur. Bu yüzden parlama beyaz görünür. Hatta renkli bir yüzeyden yansısa bile.

Polarize ışık ve parlama kontrolü : Polarize filitresi ile kontrol edilir. Polarize filitre ışığı polarize eden saydam bir malzemedir. Işığın bir yüzeyine düşen polarize olmayan ışık öbür tarafa polarize olmuş olarak geçer. Pol filitre yardımıyla parlamanın giderilme derecesi, parlayan yüzey ile ışığın geliş yönü arasındaki açıya bağlıdır. Bu açının 34 derece olması halinde, parlamanın tümü giderilebilir. Diğer bütün açılarda parlama azalır ama tümü giderilmez. Geliş açısı 90 derece ise filitrenin etkisi olmaz.

4. Seçici yansıma: Gelen ışık beyaz ise yansıyan ışıkta beyazdır. Bunun bir istisnası, metallerin seçici yansıma yapma özelliğidir. Gelen ışık metalik yüzeyden kuramsal biçimde yansırken metalin cinsine bağlı olarak değişikliğe uğrar. Örneğin parlatılmış bir bakır levhaya düşen ve kuramsal biçimde yansıyan ışık bakır rengi olarak yansır.

5. Dağılma: Az yoğun ortamdan çok yoğun ortama geçişte (havadan suya veya cama geçiş) beyaz ışık ışını prizmaya girer ve içinden geçereken kırılır. Kırılma üniform değildir ve byaz ışık ışını dağılır. Yoğun ortamı terk ederken bir spektrum oluşturur

6. Girişim: İnce bir tabaka halinde renksiz saydam bir madde üzerine düşen beyaz ışık ve üzerine düştüğü madde, yüzeyinde, bakış açısına bağlı olarak muhtelif renkler oluşturur. Bu renkler muhtelif dalga boylarının girişimi sonucu ortaya çıkar.

7. Kırınım: Bir seri birbirine yakın paralel kanallar da beyaz ışığı, aynı şekilde kesme veya güçlendirme yoluyla, parlak renklere dönüştürürler.

8. Saçılma: Işık çok sayıda küçük partikülden oluşan bir ortama girince, bu partiküllerle her çarpmasında hafifçe yön değiştirir. Işığı saptıran tanecikler aşırı küçükse, örneğin tek bir dalga boyu civarında ise sapmalar seçici olur. Bu olaya ışık saçılması denir. Doğan ve batan güneşin kırmızımsı rengi, gurubda ve şafakta gökyüzünün kırmızımsı rengi de gene ışık saçılmasıyla meydana gelen bir olaydır.

Renk Türü (Hue)

Renk sözcüğünün bilimsel karşılığıdır. Kırmızı, sarı, yeşil ve mavi başlıca türlerdir. Tür rengin en dikkate değer niteliğidir. Bir rengi dalga boyu anlamında tanımlamayı mümkün kılan faktördür.

Doygunluk

Rengin saflık ölçüsüdür. Bir rengin içerdiği tür miktarını işaret eder. Yüksek derecede doygun renk, en kuvvetli, en parlak ve en canlı görünenidir. Tersine doygunluğun an az olduğu hal, rengin nötr griye yaklaştığı haldir.

RENK SICAKLIĞI

Bir ışık kaynağının sağladığı ışığın mavi, yeşil ve kırmızı renklerinin yüzde miktarlarını göz önüne alarak, bazı ışık kaynaklarının renk kaliteleri yukarıda açıklandı. Işığın renk kalitesi, Renk Sıcaklık Derecesi ile ifade edilir ve birimi Kelvin’dir.

Renk sıcaklık derecesinin fotoğrafta büyük önemi vardır. Renk sıcaklığı farklı olan ışık altında elde edilecek görüntünün renk tonu dengesi, konunun gerçek renk tonu dengesinden farklı olur. Bu sapmalar için film kullanılan makinelerde özel filmler veya renk düzeltme filitrelerine başvurulur.

Gün ışığı tipinde bir filmi, tungusten ışık kaynakları altında kullanmamız gerektiğinde 80A veya 80B gibi mavi tonda renk düzeltme filitresi kullanmamız gerekir. Ayrıca, floresan ışığında çekim yaparken fotoğrafa yeşil bir renk hakim olur. Işık kaynağının tipine gore FL-D veya FL-W düzeltme filitreleri kullanılmalıdır. Fakat günümüzde sayısal fotoğraf makinelerinin Beyaz Ayarı (White Balance) özelliği renk düzeltme olanağı sağlar.

KONTRAST

Işık kaynağından çıkan ışınların konu üzerinde yarattığı en açık ve en koyu noktalar arasındaki yoğunluk farkıdır. Işık kaynağının noktasal olması kontrastı artırır. Yüksek kontrastlı aydınlatmaya örnek, bulutsuz bir havada direkt gün ışığı veya bir spot ışığıdır. Düşük kontrastlı aydınlatmaya örnek ise, kapalı bir havada gün ışığı, veya kapalı bir mekanda fluoresan lamba grubudur.

Işığın Formları:

1-Doğrudan ışık: Kaynağından çıktıktan sonra yansımamış süzülmemiş dağılmamış yani bozulmamış ışığa doğrudan ışık denir. Yüksek kontrast ve parlaklık yaratır. Normal olarak ışığın objektife girmesine izin verilmez. Aksi halde “Flare” iç yansıma ve hale meydana gelir.

2-Yansıyan / Süzülmüş ışık: Doğrudan ışığın, kaynaktaki ile aynı olan spektral bileşimine karşın, yansımış, süzülmüş, dolaysıyla değişmiş, yani yayılırken bozulmuş ışığın rengi, kaynaktakinden farklıdır. Eğer yansıtıcı yüzey örneğin mavi ise yansıttığı ışık mavi olacaktır. Halbuki onu aydınlatan ışık, dolaysız kullanılsa idi, beyaz olacaktı. Örneğin, ormanda, veya büyük ağaçlar altında ışık, yeşil yapraklardan süzülmüş ve yansımış ışıklarla karışıp az veya çok yeşile kaçar..

Işığın Fonksiyonları:

1-Konuyu aydınlatır, görünür kılar : Işık yoksa göremeyiz. Işık görme ile eş anlamlıdır. Görmenin çeşitli aşamaları vardır. Anlık bir göz atma, ilgili bir bakış, meraklı bir tahkik, bilgiye ve iç aydınlığa ulaşmak için kapsamlı bir araştırma. Eğer ilgilendiren bir konu görürseniz bir bakışla yetinmeyin. Konu fotoğraf çekmeye değer mi? Fotoğraf çekmeye uygun mu? İlk izlenim dışında, konuyu farklı açılardan incelemek gerekir.

2-Işık hacmi ve derinliği sembolize eder : Bir konu cepheden gölgesizce aydınlatılmışsa düz ve yassı görünür. Ama güneşe göre yer değiştirilirse, yassı ifade kaybolur ve yerini üç boyutluluk alır. Grafik olarak sembolize edilen ifadelerde ancak ışık ve gölge oyunları derinliği oluşturur.

3-Dokuyu belirginleştirir : Doku, yüzeyin yapısıdır. Küçük çıkıntılar ve küçük girintilerin meydana getirdiği bir karışımdır Fotoğrafik anlamda dokuyu meydana çıkarmak için çıkıntılar aydınlatılmalı ve girintiler gölge ile dolmalıdır.

4-Saydamlığı ve geçirgenliği vurgular.

5-Rengi vurgular.

6-Işık fotoğrafa atmosfer (hava) kazandırır : Bir manzaranın havası günün değişik saatlerinde ve atmosfer şartlarında değişir. İnsanı geren sıkıcı ve monoton öğle güneşi, kasvetli bulutlu gök ışığı ya da aniden renklenerek canlılık kazanan gün batımları, birbirinden farklı durumlar yaratır. Ters ışık da atmosfer yaratmakta tavsiye edilen bir aydınlatma türüdür.

7-Işık siyah ve beyazın desenini biçimlendirir :
Kuvvetlice aydınlatılmış objeler beyaz, derin gölgelerdeki objeler siyah görünür. Bu iki uç arasında ara tonlar ve renkler soyut bir desen gibi bakınca görünen, ışığın yarattığı grafik efekt, ışığın mekan ve atmosfer izlenimi veren yönüdür. Siyah ve beyazın heyecan veren grafik etkisi analiz edilince, bazı kimselere beyazı hakim ve agresif, siyahı de pasif ve çekingen bulurlar.

Bir nesnenin görülebilmesi için ya kendisinin bir ışık kaynağı olması ya da üzerine düşen ışığı yansıtması gerekir. Kendiliğinden ışık yayan cisimlere ışık kaynağı denir. Işık kaynakları doğal ve yapay olmak üzere ikiye ayrılırlar. Işık kaynağı olmayan cisimler, özelliklerine göre, kendi üzerlerine düşen ışığın bir bölümünü az ya da çok yansıtırlar.

Işık Kaynakları:

Işık kaynaklarının değişik aydınlatma güçleri olduğu gibi, verdikleri ışığın renk kaliteleri de farklıdır. İnsan gözü, uyum yeteneğinden dolayı kaynaklarının verdiği ışığı beyaz ışık olarak görür. Oysa film, bu uyum yeteneğinden yoksundur. Dijital fotoğraf makinelerinde otomatik beyaz ayarı mevcuttur.

Beyaz ışık, mavi, yeşil ve kırmızı renkteki ışınların birleşmesinden oluşur. Fakat her ışık kaynağı saf beyaz ışık vermez. Sonuçta bir ışık kaynağının verdiği ve beyaz ışık seklinde görülen ışınlar mavimsi ya da kırmızımsı olabilir.

Güneşli bir günde dışarıda dolaşırken birden, tek bir ampulle aydınlatılmış bir odaya girdiğimizde, içeride sarımsı bir rengin egemen olduğunu görürüz. Ancak bir süre sonra gözümüz alışır. Bu durum ampul ışığının renk sapmasından kaynaklanır.

Örneğin, gün ışığı sabahın erken saatlerinde sarıdır. Akşama doğru kızıllaşmaya başlar. Kışın gün ışığında yaza göre daha çok mavi vardır. Bulutlu ve sisli havalarda mavi renk daha egemendir.

Yorumunuz

Top