Temel Fotoğrafçılık semineri ders notları – Fotoğraf, Fotoğrafçılık ve Fotoğraf Makinaları

FOTOĞRAF NEDİR?

Emile Zola, der ki : “Benim fikrimce bir şeyi fotoğraflayana kadar onu gerçekten gördüğünüzü iddia edemezsiniz.”

Var olan güzelliğe şahitlik etmek, belgelemek ve paylaşmak,..

Robert Haas’ın fotoğrafçının büyük ironisi olarak ifade ettiği gerçek bu noktada daha bir berraklaşıyor. “Bir görüntüyü çıplak gözle görüp onu çıplak gözün göremeyeceği şekilde kayda alırım.”

Fotoğraf nedir? Nasıl çekilir?

Teknik tanım : Nesnelerden yansıyan ışığın ışığa duyarlı bir yüzeyde iz bırakması ve bu izin kimyasal süreçlerden geçirilmesi..”

Tanım fotoğrafın nasıl oluştuğunu anlatır, fakat bundan ziyade, o kareye ne anlam yüklendiği ve söz konusu görüntünün muhtemel yorumlarının ön plana çıkması daha önemli..

Yaşanılan zaman diliminde ışık ve mekanı duygularımızla yoğurmamız..

Fotoğraf sözcüğü, eski yunanca ve Latincede aynı kökten gelen photos (ışık) ve graphis (yazı) sözcüklerinin birleşmesinden oluşmuştur. “Işık ile yazmak” anlamına gelir. Fotoğrafın temel malzemesi IŞIKtır. Fotoğraf ile bir mesaj iletmeye çalışan kişinin ışığı iyi tanıması ve kullanması gerekmektedir. Fotoğrafçının, amacına uygun fotoğrafı oluşturabilmesi için, bazı teknik bilgileri bilinmesi ve fotoğraf makinesi, objektif, film, filitre, flaş, tripot gibi teknik malzemeleri kullanılması gerekebilir. Bunun yanında sosyolojik, fizyolojik, estetik ve kültürel değerler hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Bütün bu birikimlerin sonucundaortaya çıkan yapıtlara fotoğraf diyoruz. Teknolojik değişimle birlikte kullanılan malzemeler de değişmektedir. Fakat, malzemeler değişime uğrasa da “ışıkla yazmak” mantığı her zaman aynı kalmaya devam edecektir.

Fotoğraf basit bir çekim aşamasından ibaret değildir. Yukarıda bahsedilen tüm birikimlerin ışığında; planlama, tasarım, uygulama(çekim), sunum aşamalarından oluşur. Yani fotoğraf makinesı ile çekim önemli aşamalardan biri olmakla birlikte, diğer aşamalar ve birikimler de önemli paya sahiptir.

FOTOĞRAF MAKİNALARI

Fotoğraf denilen görüntüleri kaydedebilmek için, fotoğraf makinesi dediğimiz “karanlık kutu”ları kullanırız. Makinelerin görevi, objektiften giren ışığı, film ya da algılayıcı denilen kayıt düzlemine kontrollü şekilde düşmesini sağlamaktır. Enstantane ve diyafram gibi kontrol mekanizmaları sayesinde istenilen nitelikte görüntü oluşturulur.

Fotoğraf makineleri format, yapı, marka, fiyat gibi çeşitli farklılıklar taşısalar da ortak özelliklere sahiptir. Fotoğraf makinelerini 4 temel kritere göre sınıflandırabiliriz.

A. Kullandığı film boyutuna göre
B. Vizor / Bakaç sistemlerine göre
C. Netleme sistemlerine göre
D. Kayıt sistemlerine göre

A. Kullandığı film boyutuna göre fotoğraf makineleri

Fotoğraf makinesi üretimi teknik ve oldukça zor bir iştir. Fakat daha zor olan bir süreç de uygun film üretimidir. Film üretimindeki zorluk, üreticileri belirli boyutlarda film üretmeye yöneltmiştir. Bunun sonucu olarak da makine üreticileri bu boyutlara uygun fotoğraf makineleri tasarlayıp, üretmişlerdir.

Format adı verilen film boyutlarının, fotoğraf için çok önemli sonuçları vardır. Oluşturmak istediğiniz görüntü için küçük boyutlarda bir film kullanırsanız, bu filmden yapabileceğiniz kaliteli baskının boyutları küçük olacaktır. Böyle bir filmden büyük boyutta baskı istendiğinde ise, keskinlik azalacak ve renkler birbirine girecektir. Bu nedenle, fotoğraf makinesi amacına uygun olarak alınmalıdır. Küçük boyutlu filmle afiş yapılamayacağı bilinmelidir.

1. Küçük fotmatlı fotoğraf makineleri : Küçük boyutlu olmaları nedeniyle cebe, çantaya kolaylıkla sığabilen bu makineler, 1970’li yıllarda piyasaya çıktı. 110 koduyla anılan filmin çok küçük olan boyutları (görüntü boyutu yaklaşık 7 x 11 mm) makinelerin de boyutlarını oldukça küçültmüştü. 1980 ortalarında üretimi sona erdi.

2. APS makineler : APS (Advanced Photo System) olarak 1996 yılında piyasaya sürüldü. Film kasedini makinenin içine yerleştirdiğinizde kendi kendine filmi sarıyor oluşu, film bitmeden kaseti çıkarmak istediğinizde kaçıncı karede kalmış olduğunuzu aklında tutması ve bu kaseti yeniden makineye yerleştirdiğinizde kaldığınız kareye kadar filmi ilerletmesi gibi “akıllı” özelliklere sahipdi. Film görüntü boyutu 16.7 x 30.2 mm, çok kompakt bir tasarım sağlamıştı. Filmin küçük boyutları nedeniyle, çekilen fotoğrafların kaliteli olarak büyük boyut basılabilmesi olanaklı değildir. Bu nedenle, fotoğrafçılıkla ciddi ilgilenenler için uygun değildir.

3. 35 mm’lik film kullanan fotoğraf makineleri : 35 mm’lik film, hem fotoğraf hem de sinema alanında kullanılan 135 kodlu filmin yaygın olarak kullanılan adıdır. 1920’lerin sonunda Leica firmasının kullandığı format olması dolaysıyla, Leica format olarak da bilinir. 24 x 36 mm’lik görüntü alanı ile çok büyük olmayan baskılar için yeterlidir.Bu format, basit ve ayar gerektirmeyen modellerde kullanılabildiği gibi, çok ileri SLR modellerde de yaygın olarak kullanılmaktadır.

4. Orta format film kullanan makineler : 120 koduyla bilinen ve Roll film olarak adlandırılan filmi kullanan makinelerdir. Çift (TLR) ya da tek objektifli fefleks (SLR) olan bu makineler çoğunlukla kutu görünümüne sahip olup, diğer modellere göre daha büyük, ağır ve pahalıdır. Orta format filmler ile 4.5 x 6 cm, 6 x 6 cm, 6 x 7 cm, 6 x 8 cm ce 6 x 9 cm gibi boyutlarda görüntü oluşturulup, daha büyük boyutta kaliteli baskıların yapılması sağlanabilir. Bu nedenle, özellikle profesyonel alanda tercih edilmektedir.

5. Büyük format (plan) film kullanan makineler : Plan (sheet) film kullanan makineler 10 x 12.5 ve 20 x 25 cm film kullanırlar ve “teknik kamera” ya da “körüklü atölye kameraları “ olarak da adlandırılırlar. Şerit film değil, tabaka şeklinde satılan plan film kullanıyor oluşları, peşpeşe çekim yapmayı imkansız hale getirir. Bu nedenle yalnızca mimari ve ürün çekimlerinde kullanılır. Ağır yapıları gereği, tripot ya da başka bir ayak üzerinde kullanılmaları gerekir. Objektifleri yüksek kalitede büyük görüntüler alacak şekilde gelirtirilmiştir. Körüklü gövde perspektif düzeltmeleri ve alan derinliği etkileri yapabilir. Çok pahalı ve ağır olmaları nedeniyle sadece profesyonel alanda kullanılır.

B. Vizor (Bakaç) sistemlerine göre fotoğraf makineleri

Vizor gözümüzü dayayarak baktığımız pencerenin adıdır. Vizor sistemi ise, görüntüyü bu pencereden gözümüze kadar ulaştıran sistemdir. Vizor sistemi, çok basit mercek sistemlerinde oluşabildiği gibi, kaliteli mercekler ve aynalardan da oluşabilir. Son zamanlarda çıkan digital fotoğraf makinelerinin çoğunda elektronik vizor kullanılmaktadır.

1. Ayrı Vizorlü Makineler : Objektiften bağımsız görüşü olan vizorlere denir. Bu vizor sistemine göre kullaniçinın gözüne ulaşan görüntü ile, objektifin içinden geçen görüntü aynı değildir. Bu farklılık, istenilen görüntünün oluşmaması sonucunu yaratabilir. Bu olumsuzluğa “paralaks hatası” diyoruz. Gelen olarak basit compakt ve ayar gerektirmeyen makinelerde kullanılır.

2. SLR Makineler : SLR (Single Lens Reflex) makineler, tek objektifli, görüntüyü ayna yardımı ile yansıtan makinelerdir. Bu makinelerde objektiften filme ulaşan görüntü tam olarak gürülebildiği için kompozisyon ve netleme kolayca yapılabilir. Objektif ve film arasında ışığın geçtiği yol üzerinde 45 derecelik açı ile yerleşmiş olan ayna, görüntüyü makinenin üst bölümünde bulunan prizmaya yansıtır. Prizmadan geçen görüntü iki ayna tarafından göze ulaşır. Deklanşöer basıldığı anda ayna yukarı kalkar, Bu sırada filmin önündeki örtücü perde açılır. Bu şekilde ışık, arkada bulunan filme ya da algılayıcıya ulaşır ve pozlama gerçekleşir. Ama bu sistem de mükemmel değildir. Aynanın yukarı kalması sırasındaki sarsıntı ve çekim anında gözün görüntüye ulaşamaması problemleri vardır. Kısa pozlamalarda bu görüntü kaybı problem yaratmaz, fakat uzun gece çekimlerinde bir sorun haline gelebilir. En kullanışlı ve yaygın kullanılan refleks makineler çoğunlukla 35 mm formatta olmasına karşın, orta format (120) ve APS film kullanan medeller de mevcuttur.

3. TLR Makineler : TLR (Twin Lens Reflex) Çift objektifli aynalı modellerin ön paneline yerleştirilmiş iki objektif birlikte hareket ederler. Üstteki objektif görüntüyü görmek ve netlemek içindir. Alt objektifin arkasındaki perde, deklanşöre basıldığında açılır ve ışık içeri girerek filmi pozlar. Bu makinelerde de paralaks hatası oluşur. Çoğunda objektif değiştirme olanağı yoktur. Sınırlı sayıda orta format film kullanan makine üreti yapılmıştır. Günümüzde kullanılmamaktadır.

4. Elektronik vizor : Digital fotoğraf makinelerinin bazılarında, vizorde küçük bir ekran ile fotoğraf makinesinin yakaladığı görüntü görülür. Bu görüntü, objektiften geçen görüntünün bire bir görünmesi ile çekeceğimiz görüntünün aynısının ekranda görülmesini sağlar. Burada ekranın kalite ve özellikleri önemlidir. Bu tip makinelerde görüntü optik vizöre göre yapay bir görüntüdür ve genel olarak makine daha fazla pil harcar.

C. Netleme Sistemlerine Göre fotoğraf makineleri

Konunun uzaklığına bağlı olarak film düzlemi üzerine düşen görüntü de net veya flu olarak belirecektir. Konunun net olarak kaydedilebilmesi için makine sisteminin ya da kullaniçinın çabası gerekir.

1. Netleme gerektirmeyen makineler : Çok basit ve kompakt makinelerde kullanılır. Geniş açılı ve kışık diyaframlı sabit bir objektife sahiptir. Yani net alan derinliği fazladır. Konuya yaklaşmadan çekim yapıldığında görülebilir her şey net olarak film düzleminde oluşur. Konuya çok yakınlaşmak netsizliğe yol açar. Diyafram değeri nedeniyle ışık geçirgenliği azdır. Bu nedenle, çok miktarda ışığa gereksinim duyulur. Özellikle iç mekan çekimlerinde flaş kullanımı zorunludur.

2. Manuel Netleme gerektiren makineler : Objektif üzerinde el ile ayarlanabilen (manuel) bir netleme halkası bulunan ve genellikle objektifi değişebilen modellerdir. Netleme halkasının çevrilmesiyle, objektif içinde yer alan bir grup mercek ileri ve geri hareket ederek netliği sağlar. Konuya göz kontrolu ile netleme yapılır. Refleks tiplerde, ayna ile prizma arasında bulunan buzlu cam, netlemeye yardımcı olacak bir ayar sistemine sahiptir.

3. Otofokus Makineler : Deklanşöre yarım basıldığında harekete geçen küçük bir elektrik motoru, objeye otomatik olarak netleme yapılmasını sağlar. Otofokus (AF) gerektiğinde manuel olarak da kullanılabilir. Temelde 3 ayrı oto fokus sistemi vardır.

a. İnfra-red ışınlar yardımıyla,
b. Ultrasonik ses dalgaları yardımıyla,
c. Ton farklarına (kontrasta) duyarlı dedektörler yardımıyla çalışanlar.

Çoğunlukla “ton farklarına duyarlı dedektörler yardımıyla” netleme sistemi kullanılır. Gün geçtikçe duyarlılık ve hızları artmaktadır.

Son zamanlarda Canon’un bazı modellerinde “göz kontrollu AF”, özelliği, Nikon’un gelişmiş modellerinde ise, uzaklığı da hesaplayarak ışık ölçümü yapan “D” özelliği ile oto fokus sistemleri de kullanılmaktadır.

D. Kayıt Sistemlerine Göre fotoğraf makineleri

1. Kimyasal Film Kullanan Makineler

Objektiften giren görüntünün, ışığa duyarlı kimyasal bir madde ile kaplı olan film yüzeyine düştüğü, yani şimdiye kadar anlatılan tüm makineleri bu kategoriye sokabiliriz.

2. Dijital Makineler

Kimyasal film kullanan makinelerden en önemli farkı, görüntüyü kaydetmek için film yerine sayısal bir ortam kullanmasıdır. Görüntünün düştüğü düzlemde, CCD veya CMOS olarak adlandırılan görüntü algılayıcıları bulunur. Bunun dışında her şey (optik düzenek, vizör, diyafram, obtüratör, v.b.) film kullanan makinelerle aynıdır.

Görüntü algılayıcılar, üzerlerine düşen ışık ışınlarını elektrik akımına çeviren aygıtlardır ve yüzeylerinde küçük algılayıcıların dizilim sıklığı “çözünürlük” olarak tanımlanır. Yüksek çözünürlüklü bir algılayıcı üzerinde çok sayıda minik algılayıcı bulunur ve bu sayede daha küçük ayrıntıları kaydedebilir. Çözünürlüğü yüksek olan bir dijital fotoğraf makinesi, daha büyük boyutlarda kaliteli baskılar yapılabilmesine olanak verir.

CCD : Charged Coupled Device – Yük birleştirme aygıtıdır. Pikseller ışığa maruz kaldıklarında, elektrik yüklerini ayrı bir elektrik amplifikatörüne aktarır. Bilgilerin amplifikatöre aktarılma işlemi çok hızlı olmasına karşın, saniyenin kaçta kaçını kapsadığına bakıldığında önemli bir zaman dilimidir. Bu gecikme, fotoğraf makinesinin saniyede kaç fotoğraf çekilebileceğini belirlemektedir.

CMOS : Complimentary Metal Oxide Semiconductor – Üstün Metal Oksit Yarı İletken’in kısaltmasıdır. Eskiden CMOS sensörleri göreceli olarak düşük kalitede görüntü üretiyor ve üretim teknolojisi daha pahalıydı. Fakat son yıllarda, sensörlerin ortaya çıkardığı gereksiz elektronik parazitleri ortadan kaldıracak teknolojiyi gelirtirerek profesyonel kalitede görüntü elde edilmesi sağlanmıştır.

Dijital görüntü nasıl oluşur?

Dijital görüntüler piksellerden ya da basit bir dille noktalardan oluşur. Her pikselin, iki tabanlı bir sayı ile tanımlanan değeri vardır. Bir bitlik bir fotoğraf 1 ve 0’lardan oluşan bir dizi piksellerden oluşur ve elde edilen renk yalnızca siyah ve beyaz olur. Renkli dijital görüntülerde her bir piksel için 24 bit kullanılır böylece ana renkler olan kırmızı, yeşil ve mavi için 8’er bitlik 3 bölüm oluşturulur. Görüntünün boyutlarını, enine ve boyuna bulunan piksel sayısı belirler. Örneğin 2140 x 1560 piksellik bir görüntüde toplam 3,338,400 (3,3 MP) piksel vardır ve her pikselin rengi 24 bitlik bir sayı ile tanımlanır.

Bir inc uzunluktaki piksel sayısı, çözünürlüğün birimidir. Örneğin bir inç uzunluk 300 piksel yer alıyorsa, böyle bir fotoğraf için 300 ppi çözünürlüğünde denir. 300 ppi kaliteli bir fotoğraf için yeterli bir çözünürlüktür. 72 ppi ıse ancak internet ortamında kullanılabilir. Bir fotoğrafın yalnızca çözünürlüğünden söz etmek de aslında yeterli değildir. Çünkü görüntünün boyutlarının da çözünürlük kadar önemi vardır.

Bellek kartları

Algılayıcılar tarafından algılanan ışık, elektrik sinyallerine dönüştürülür ve analog / dijital çeviriciler tarafından dijital olarak kodlanırlar. Bir işlemci, bu kodların tümünü düzenler ve her bir piksele ait “konum, renk tonu, parlaklık ve doygunluk” değerlerini işleyerek “bellek kartı” dediğimiz saklama birimine gönderir. Günümüzde çok farklı tasarım ve boyutlarda bellek kartları bulunmaktadır.

Tags: , , , ,

Yorumunuz

Top